‘Hadi bunu yap’, ‘Hayır, sakın yapma’, ‘Ama yapmak istiyorum’ ‘Olmaz, sonra nasıl …. ‘ ‘Nasıl demeden sadece yaşamak istiyorum’ ‘ O Zaman çevre ne der’ ‘Doğru, etraf ne der şimdi’ ‘Bana ne etraftan, ben seviyorum ve yapacağım’ ‘Sen bu şekilde bir şey beceremezsin’ ‘Senin aklın ermez’ ‘Daha çok deneyime ihtiyacın var’ ‘Yeterli değilsin’ ‘Başarılı olamam ki kapasitem yetersiz’ ‘İnandığımı gerçek yaparım’… Sizce şu an kaç kişi konuşuyor?

Sevgili Osho,
Nasıl oluyor da kendimi ta çocukluğumdan beri hep ikiden fazla kişiymişim gibi hissediyorum? Lütfen bu konuda bir şey söyleyebilir misiniz?

Prem Prabhati, herkes tek bir birey olarak doğar ama hayata atılacak yaşa gelene kadar bir kalabalığa dönüşmüş olur. Bu hissettiğin sana özel bir durum değil; bu durum neredeyse herkes için geçerlidir. Tek fark senin bunun farkına varmaya başlaman, ki bu iyi. İnsanlar bunun farkında değil.

Kendimizi zihnimizdeki seslerle tanımalamaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Modern dünyada teknoloji ile de beraber daha fazla sayıda birey kendi kendi ile konuşmaya başladı. Oturup sohbet etmekten bahsetmiyorum. Markete bile giderken önce alışveriş listesi zihinden geçiyor, sonra markete gelince o liste birden kendini zihindeki konuşmalara dönüştürüyor. ‘Mandalina alacaktım, bak zam gelmiş.’ ‘Enflasyonda bu ülkede hiç düşmüyor, zaten işsizlik de diz boyu. Allah’tan benim işim var. Fakat söz verdikleri zammı bundan yapmadılar. Onlar markete gidip alışveriş yapmıyorlar mı? Geçen seneden daha fazla parayı harcamaya başladığımızı anlamıyorlar mı? Dolar ve euro aldı yürüdü, IMF’te notu kırdı, mandalinanın pahalanması normalde, zam olmayınca bu sene geçen seneki gibi tatile nasıl gideceğim? Çocukların okulları derken yetmiyor, kazancımın hepsi su gibi bitiyor. Acaba alışverişten vazgeçip eve mi dönsem? ‘

Bir market alışverişi ile başlayan zihin sohbetlerinin umutsuzluğa doğru akıp giden süreci bir mandalina ile başladı. Koşullandırılmış zihinlerimizle beraber bu sohbetler sadece markette değil artık yaşamın her alanında. Toplu taşıma kullanıyorsanız insanların ya telefonları ile ilgilendiklerini veya düşüncelere dalmış şekilde öyle oturup şimdide varoluşlarından vazgeçtiklerini izleyebilirsiniz. Farkında olsalar sizce metroya binerken zihnin yönlendirdiği acele et komutu ile ulaşmak istedikleri yere gitmek için inen kişileri beklemeden binmelerine şahit olmuşsunuzdur. Beklemeyi sevmiyor toplumumuz, çünkü zihni meşgul. Farkında değil çevrede ne olup bittiğinin. Burada suçlama veya yargılama yapmıyorum. Kendiminde zamanında yapmış olduğu bir şeye son dönemde gözlemci olarak katılınca fark ettiklerimi paylaşıyorum.

Ailelerimiz, öğretmenlerimiz, çevremiz, devletimiz, televizyon ve daha bir çok dışsal etkenle koşullandırılmış zihinlerimizle koşullandırılmış tepkiler, ilişkiler ve yaşamlar yaşıyoruz. Farkında değiliz. Oysaki günümüz dünyasında varolmak için bilincin mevcudiyeti yani aklı başındalık olmazsa olmaz.

Sorumların büyük kısmı doğal afetler hariç büyük kısmı zihnimizden üretiliyor. Ve bu üretimin ana merkezini yaratan düşüncelerimiz. Camın önünde durursan hasta olursun diyen anne ve babalarımızla büyüdük. Çocukluktan itibaren zihinlerimiz koşullandırıldı. amaçları kötü değildi, sadece bizleri korumaktı. Fakat onların yaşadıkları ile biz çok farklı durumları yaşıyoruz ve bir çoğuna hazırlıksız yakalanıyoruz. Çünkü aklımız başımızda değil, çünkü zihinlerimiz konuşmaktan çözüm bulmaya fırsat vermiyor.

300 yıl önce İngiliz şair Thomas Gray “Cehaletin mutluluk olduğu yerde aklı başında olmak deliliktir” diyerek günümüz devlet yapılarının, oluşan yönetim sistemlerinin bizleri neden kendi kendine konuşan bireylere dönüştürdüğünü anlamamız gerekir.

Farkına varırsan aslında sorun gibi görünenlerin çözümlerinin senin içinde olduğunu. Farkına varırsan umutsuzluk yaşatanların seni koşullandırdıklarının. Farkına varırsan korkularının geçmişte başkalarının deneyimleri olduklarının. Farkına varırsan mutsuzluğu durumlardan değil seçimlerinden yaşadığını. Farkına varırsan zihninin sürekli seni kontrol etmeye çalıştığının. Farkına varırsan düşüncelerinin seni tanımlamadığının işte o zaman özgünleşirsin.

Umutsuzluk ve mutsuzluk yaşamak istiyorsan bırak zihnin konuşmaya seni kontrol etmeye devam etsin. ‘Yapamazsın, başaramazsın, bu yaşta olmaz, boyun kısa, kilolusun, esnek değilsin, zaten olmuş değiştiremezsin, yeni icat çıkarma, yeterince aklın ermez’ sözlerini dinlemeye devam et.

Şimdi seçme hakkın var, halen mutsuz olmaya devam mı edeceksin yoksa özgürleşecek misin? Olan durumun farkına varıp o anda kalmakla özgürleşir ve yaşamını dönüştürebilirsin. Yaşananları, insanları sınırlandırılmış, koşullandırılmış zihninle yargılamaktan vazgeçersin.

Eski zihninde devrimi yaratmanın zamanı. Zihnini, düşünme kapasiteni daha verimli kullanmak için zihninin seni yönetmesi yerine sen zihnini yönet. Yaşamın her alanında, ilişkilerinde farkındalıkla dönüşümleri görmeye davet ediyorum. Tek yapman gereken zihnindeki konuşmaların sesini kısmak ve bir gün artık onlar duyulmadıkları için ortaya çıkmadıklarını fark edeceksin.

  • Daha dikkatli dinle
  • Kendine dürüst ol, kendi gerçeğini yaşa
  • Gözlemci ol
  • Stresten uzak dur – >meditasyon yap
  • Bedenini hareket ettir – >yoga yap

 

loading...

Yorumlarınız için: