Negatif düşünceler; olumsuz, kötü diye nitelendirdiklerim… Bitmek bilmeyen sınırlamalar içinde bırakan, önüme engeller çıkartan, mutlu olmama izin vermeyen, bir türlü de yakamı bırakmayanlar… 
İyi şeylerin olmasından çekiniyorum aslında. Çünkü kötü dediklerimle ilişkilenmek daha kolay. Evet yoga yapıyorum, meditasyon yapıyorum, fakat insanım. Yaşadığım toplumun, ülkenin, şimdiye kadar inançlarla bana kanıksandırılmaya çalışılanlarla negatif düşüncelerden yakamı kurtaramıyorum. Kurtarmak da istemiyormuş gibi sürekli onları çağırıyorum. 
Yüzümün sağ tarafında 3 ayrı yerde oluşmuş yara izleri ile yazıyorum bu yazımı. Çünkü düştüm ve kafamı sert bir şekilde yere çarptım. En sevdiğim şeyi yaparken yaşadım bu olayı. Yoga yaparken, sınırlarımı zorlamaya çalışırken, yapabilir miyim acaba diye düşünürken, her zamanki gibi beceremem düşüncelerine odaklanırken farkındalıktan uzakta, yoga matin üstünden kayıp yere kapaklandım. 
Her zaman da bir sebebim var. Hava kapalı, merkür geriliyor, kapasitem bu kadar, gücüm yetmiyor, trafikte sıkıştım, uykumu alamadım, hava sıcak, sağ kalçam zayıf… pardon sol kalçam… Sebep istersen daha yazarım da sen sıkılırsın şimdi, hatta sıkılmaya da başladın. okumaktan vazgeçmiş olabilirsin, ben de sıkıldım şimdi. Zaten kaç kişi okuyor, kaç kişi anlıyor beni… bu yazıyı yazarken bile yüzlerce negatif düşünceler yaratarak kaosun içine sokarım kendimi. 
Hanginiz evinize ya da iş yerinize kendi çöplerimi dökmeme izin verirsiniz? Hiçbiriniz değil mi? Oysa ki; her an çok değerli olduğunu düşündüğümüz beynimize çöp dökülmesine izin veriyoruz. Öyle ya da böyle, medya, çevremiz, devletimiz vb. tüm çöplerini güzelim beynimize yollamakta. Adeta beynimiz çöp yığını haline gelmekte. Sonra bana demesin kimse negatif düşünceler içindesin…
Cezalandırma üzerine kurulu bir sistemin içinde, demokratik olmayan bir yönetim altında ben nasıl beynimin içine çöp dökmeyin diyeceğim… 
Kaçımız okulda, ailesinin içinde, toplumda ‘inan, başarırsın’, ‘sen harikasın’, ‘beceriklisin’, ‘hata yapmak normal, sonunda doğruyu bulacaksın’, ‘kendini içinden geldiği gibi ifade et’ … sözleri ile büyüdü? Cezalandırılmadan, aşağılanmadan, hor görülmeden, eleştirilmeden… kendi kimliğinden ödün vermeden!!
Zihnime dökülen çöplerle bedenim kendini sınırlıyor. Her katmanla beraber gerçek benlik içeri kapanıyor. Adım adım işleniyor, çocukluktan itibaren örtü üstüne örtü ile gerçek benliğimiz bilinmezler içinde kayboluyor. Pozitifi düşünen öz olmadıkça negatif düşünceler ağının içinde kurban olmaya devam ediyoruz. 
İlk defa düştüğüme şükrediyorum, çünkü negatif içinde kendimi boğmaya çalıştığımı hatırlattı. Ne olursa olsun başkası beğensin veya beğenmesin kendim olmanın harika bir his yarattığını fark ettirdi. Kendim oldukça özdekini yaşadığımı gösterdi. Bir hayalim olduğunda onu negatifliklerle beslemek yerine pozitifliklerle beslemenin bana bir şey kaybettirmediğini, hatta kazandırdığını fark ettirdi. 
Evet, düştüm, yaralandım. Fakat ölmedim. Şimdi ayaktayım ve yoluma devam etmekten vazgeçmedim. Başkasının onayını almak zorunda kalmadan, takdirlere bağımlı kalmadan kalpten gelenle pozitif düşüncelere geçiş yaptım. Anda kalarak farkında olarak gücümün sınırsızlığını keşfettim. 
“Var olduğumuz sürece ölüm ortada yoktur, ölüm geldiği anda da biz artık yokuz.”  Epikuros
#terapimyoga

SaveSave

SaveSave

SaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSave

loading...

Yorumlarınız için:

%d bloggers like this: