Eğitimden eğitime koşturduğum günlerden birinde yakın zamanda beğenerek aldığım, belki 2-3 ay ama hakkını vererek muhtemelen her gün severek kullandığım güneş gözlüğümün artık benimle olmadığını fark ettim. Sonbaharın serin güneşine doğru evden çıkarken her zamanki yerinde durmadığını fark ettiğimde onu bulmam için sanırım çok da geç kalmıştım. Nerede çıkardığımı ve bıraktığımı hatırlasam belki ulaşacağım ama zihnim kendim dışında o kadar çok şeyle meşguldüki muhtemelen gözlüğü bıraktığım anda ben orada yoktum. Yoga eğitimlerim için zihnimin meşgul olması da ilginç bir durum; onunla sonra ilgileneceğim. 🙂

Keşkelerle Gelsin

Bu gözlük olayı çok manidar bir günde başıma geldiği için sizle paylaşmak istedim. ‘Bırakmayı bilmeyen başlamayı beceremez’ niyetimle haftaya başladım. Aynı gün gözlüğümü kaybetmiş olmak ise durumun ilginçliğinin altını çiziyor. Evet, çok sevdiğim bir gözlüktü ama geçen ay aynısının farklı cam rengi ile olana baktım göz ucuyla. Almaya niyet ettim de hemen almayacaktım. Yenisinin gelmesi için bir öncekinin gitmesi mi gerekiyor? Bırakmayı sevemeyen biri olarak keşkelerle, acaba neredelerle bir gün belki 2 gün geçirdim. Sevgili yogamın aracı olarak bana sundukları ise:

  • Öncelikle şükür etmeyi…  yüzümdeyken kırılıp gitmedi.
  • Bırakmayı öğrenmek için çabalıyormuşum
  • Keşkelerle kaybolan şey bulunmuyormuş
  • Zihnin meşgulken anda olamıyormuşsun
  • Bir şeyi kaybettiğinde başarısız, eksik veya yetersiz olmuyormuşsun…

Karmaşadan Sadeliğe

Çocukluktan itibaren hep bir mükemmel olma kaygısı gütmüşümdür. Okulda başarılı olacağım, ablamdan iyi olacağım, herkes bana bakacak, ödül kazanacağım, takdir alacağım.. Hepsi bir anlamda başkalarını memnun etme sanatının temelleri. Aslında yaşadığın anı da karmaşıklaştıran başkasını memnun etmeye çalışmak değil mi? Güvenmek veya Güvenmemek, Tüm Mesele Bundan mı ibaret?

Mükemmel olmak, eksiksiz olmak… Birilerini memnun etmeye çalışmaktan başka bir şey değil bence. Kendini mutlu eden bir şeyi yapmak istiyorsun fakat o arkadaşlarının sevmediği bir şey. Yapar mısın vazgeçer misin? Yaparsan arkadaşlarının gözünde mükemmel olamayacaksın. !

Kendini mutlu eden, korkutan veya ilham verenlerin ne olduğunu biliyor musun? İyi bir sevgili, dost, kız kardeş, abi, kuzen, anne, baba, öğrenci, çalışan, uzman olmayı biliyor olabilirsin, gerçekte sen kimsin?

Yoganın Açtığı Kapıdan Güvenle Girmek

Yoganın diğer spor aktivitelerden farkı nefesi işin içine katması. Bedeni özgürleştirirken, asanalarla güçlendirip esneterek yeni alanlar keşfetmesine izin verirken nefesle zihine ulaşıyorsun. Yıllar boyu çeşitli sporları denedim. Genelde hepsinde zihnimin karmaşasına dur diyemedim. Sabah koşuları işlerimde kafamın takıldığı yerlere cevap bulmakla geçiyordu. Spordan işe gittiğim zamanda çoktan yorulmuş oluyordum. Tabii zihnim başka yerde olduğundan da sürekli yaptığım sporlar sonrası ağrılar, sakatlıklar yaşıyordum. İtiraf etmeliyim ki yogayada ilk başladığımda yaşadım.

Mat üstünde nefesime odaklandıkça zihnimin sessizleşmeye başladığını hayranlık ve şaşkınlıkla fark ettim. İzin vermem farkındalığımdan daha fazla olduğunda ise hislerim bir güneş gibi parladı. Meğersem hislerimin zihnimden daha gerçekmiş de ben fark edememişim.

Bedenim kendi müziğini yaparken zihnim sözlerini yazdı, ve şarkıyı kalbim söyledi.

Beden kim olduğumuza, ne hissettiğimize ve huzur için neye ihtiyacımız olduğuna dair bilgiyle doludur. İlginç olanı ise zihin; nasıl hissetmemiz gerekiyor, neye ihtiyacımız olmalı veya huzur için ne gerekli ile ilgili yüzlerce fikri ve önerileri var. Bunların bir çoğunun size de ait olmasına gerek yok. Çoğu zaman olmamız istenen gibi olmaya çalıştığımızın farkına bile varmıyoruz. Ve işte o zaman asıl kendimiz olmayı unutmuşuz. Kendini bilmeden, tanımadan nasıl güvenirsin?

Güvenmek veya Güvenmemek

Mutlu olmak istedim, sevilmek istedim, tüm bunları isterken de kendime hak ettiği değeri veremedim. Bir şeyi kaybetmiş olmak, bir şeyi kırmak; beceriksizlik, yetersizlik, eksiklik, sevgisizlik, değer vermeme olarak bilincimden fışkırdı. 25 yaşında annemin hediyesi saatimi kaybettim veya çalınmasına izin verdim; sevgilim 35 yaşımda saat hediye edene kadar koluma saat takmadım. Hak etmiyordum, nasılsa eşyaya değer vermeyi bilmiyordum, nasılsa kaybedecektim.

Ağacın dalındaki kuş, asla kırılmasından korkmaz. Çünkü onun orada güvenle kalmasını sağlayan dal değildir, kanatlarıdır.

Hislerine önem verdiğinde; hislerinin davranışlarına, seçimlerine ve yaşamının yönüne dair etkisine güvendiğinde rahatlayabilirsin. Yogada bazı pozları yaparken bir dur diyorsun, daha fazla derinleşmesini istemiyorsun ya; işte o anlar hislerin mi zihnin mi konuşuyor? Yaşamda karşına çıkan olaylarda, zorluklara karşı tepkinle kolay olana tepkin arasında nasıl farklar var; işte bedenim yoga ile bana bu farkı fark ettirdi. Farkı keşfederken de tepkilerim dönüşüm gösterdi. Şimdi nerede, kiminle olmak istiyorsam oradayım, hangi durum veya ilişki memnun ediyor onu yaşıyorum; her an iç sesimi dinliyorum.

Gel gitlerim oluyor, bazen kızıyorum, bazen üzülüyorum. Artık şunu biliyorum ki yaşamımda gene tutunduğum bir şeylerin olduğunu ve bırakmam için deneyimlemem gereken bir durum olduğunu hatırlatmak için bir şeyleri kaybediyorum. Keşkelere kapılmak yerine yeniden anda nasıl kalırım onu araştırıyorum. beni andan uzaklaştıran zihnimi meşgul eden karmaşadan nasıl uzaklaşırım onu keşfediyorum.

Yaşamım için uyanık olmayı seçtim. ortaya çıkan hislerime açık olmayı seçtim. Hatta bu hislerin bazıları zorluk yaşatıyor olsa bile…  Artık sislerde kalmak istemiyorum. Bedenimle iletişim kurduğumdan beri yaşam eskisinden daha kolay oldu. Kusurlarımı şimdi seviyorum. Beni insan yapan kusurlarımmış. Güvenmek mükemmel olmayan mükemmeli yarattı.

Yaşam yeterince gizemli, sen kendinin gizemi olma.

#terapimyoga

loading...

Yorumlarınız için:

%d bloggers like this: