Dengeli olma çabası içinde yıllarımı dengenin bozulmasına izin vermeyen mücadelelerle geçirdim. Çabalarımın sebebinin çevremden, ailemden, büyüklerimden, arkadaşlarımdan kaynaklı olduğunu da yeni anladım. Duygu ve düşüncelerin uyumlu olduğunda dengeli olursun diyor bazı psikologlar. Beklendik tepkiler verdiğin zaman dengeli birisin diyor bazı uzmanlar. Peki ya dengesiz olduğum zamanlar, dengenin bozulmasına izin verdiğim anlar benim tatminkar mutluluk yaşadığımı biliyorlar mı?

Ruhsal, duygusal, zihinsel ve tabii ki yaşamımızı devam ettirebilmek için fiziksel denge. Yaşam dengeyi aramakla geçiyor. Yolda asfaltın üzerinde durmakla açık denizde dalgaların içinde giden bir teknede durmakla anlarsın aslında denge halini. Birinde zorlanırsın, sağa sola savrulabilirsin, diğerinde de dimdik ayakta sağlam bir şekilde durursun. (ya o yolda dururken deprem olsa ne olur? )

‘En büyüğü için en küçüğü olmalısın. Bir konuda uzmanlaşmak istiyorsan, gerçekten en iyisi olmayı seçiyorsan; diğer bir çok şeye hayır demelisin’ Mayo Clinic, Dr. Michael Joyner.

Bazen Dengenin Bozulması O Kadar da Kötü Olmayabilir

Beş dakika kahkahalarla gülüp, ardından beş dakika ağıtlar yakabilirsin. Bir şeyi çok sevip ertesi gün sevmeyebilirsin. Birine aşık olup bir yıl sonra vazgeçebilirsin. Gitmek istediğin bir yere gitmeyebilirsin. Görüşmeyi heyecanla beklediğin arkadaşınla görüşmekten cayabilirsin. Yıllarca eğitimini aldığın bir uzmanlıktan vazgeçip seni mutlu eden başka bir uzmanlığı işin olarak seçebilirsin. Teknenin içinde aynı asfalt yolda duruyormuş gibi rahat duruşa sahip olabilirsin eğer teknenin içinde olduğunun farkındaysan.

İnsanın tüm hayatı dengeyi aramakla geçiyor. Tam buldum derken yine bir duygu fırtınası ve dengemiz tekrar alt üst oluyor. Çünkü yaşam, insanlar, çevre her şey değişiyor; aynı ben, aynı sen ve aynı herkes gibi.

Aşık olmak, Yeni bir işe başlamak, Ödül kazanmak, Kitap yazmak, Yeni eve taşınmak, Evlenmek, Çocuk doğurmak… tüm bunlar denge bozucular değilde nedir yaşamlarımızda. Duygu durumlarının en yoğun yaşandığı bu süreçler kimi zaman kaosun da en yoğun olanları. Yaşamlarımızda bir çok şeyi kenara koyup enerjimizin tek bir yöne doğru yoğun bir şekilde odaklandığı süreçler.

‘Yeterli olduğunu deneyimlemek için her şeyini verebilmelisin. ‘ – Nic Lamb, dünyadaki en iyi dalga sörfçülerinden biri.

1990larda psikolog Mihaly Csikszentmihalyi akış terimini öne sürdü. Akış önermesine göre; bir insan gerçekleştirdiği aktivitenin içinde tam olarak yer alırsa, kendini tam olarak verirse, zaman ve uzay kavramı değişiyor ve gerçek anlamda tatmin yaratan keyfi yaşar. ‘Alanda olmak’ yani dış dünyanın yok olması. Böyle bir durumda, akış ve denge bir araya gelemez. Dengesizliğin olduğu akış durumunun içinde dengeli olma sıkıcı ve mutsuz edici olur.

Dengesizlik zamanlarının bedeli odaklandığın dışındakileri kendinden uzaklaştırmış olma hali olabilir. Bir şeye tamamiyle kendini verdiğinde farkında olmadan sevdiklerini, değer verdiklerini kendi yaşamından uzaklaştırmış olabilirsin. Çünkü onlara gerekli zamanı ve alanı yaratmıyorsundur artık. Onların ihtiyaç duyduğu emeği göstermiyor olabilirsin.

Bazen Dengenin Bozulması O Kadar da Kötü Olmayabilir, farkında olursak…

Yüksek içsel farkındalık sahibi olanlar daha iyi kararlar veriyor, daha sağlıklı ilişkileri oluyor, daha yaratıcı olurken kariyerleri onları tatmin ediyor. Tüm bunlarda daha sağlıklı ve genel olarak yaşamdan zevk olan bireylere dönüştürüyor.

Belki de yaşam bir çeşit ilüzyonvari dengenin peşinde koşturmak değildir. İlgini tam olarak göstermek ve bu ilgiyi sürekli kendi içinde değerlendirerek farkında olarak yaşamında var etmek demek olabilir. Gerekli değişim ve düzenleme lazımsa da bunu farkındalıkla gerçekleştirmekle dengesizlikte dengeni yaşayabilirsin.

Dengenin bozulması farkındalıkla heyecan verici olabilir. 

İki binanın arasında telin üstünde yürüyen adam sizce dengeli bir durum mu yaşıyordu? Dengesiz durum içinde ölünüme neden olabilecek dengesizlikle başa çıkmakla kalmadı, dengesizlikte dengeyi yaratıp telin üstünde yürüdü… The Walk

#terapimyoga 

SaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSaveSave

SaveSaveSaveSaveSaveSave

loading...

Yorumlarınız için:

%d bloggers like this: