Bazen insanlara, anılara, zihnimin içinde çılgınca yarışan düşüncelere sıkı sıkıya tutunuyorum. Hayatımın nereye gittiğini anlamak, öğrenmek istiyorum. Yaşamıma neden bazı insanlar giriyor veya neden bazıları gitmek zorunda kalıyor, anlamak istiyorum. Yıldız haritama bakıp yönümü bulmak, elimin içine bakıp hayat çizgimi keşfetmek istiyorum. Geleceği ölçmek; acıyı hesaplamak ve beni güçsüz bırakmasına izin vermeden gelecekte olacak olanı tanımak istiyorum.

Bazen bana artık hizmet etmeyen insanlara, olaylara ve anılara öyle kapılıyorum ki vaktimi onlarla harcama konusunda muhtemelen ödül kazanırım. Bu tatile çıkmasaydık kavga edip ayrılmayacaktık, ona bu konuşmayı şimdi yapmasaydım doğum günümde terk edilmeyecektim, araba kullanırken yola baksaydım karşıdan karşıya geçen kediye zarar vermeyecektim, bu işten geçen sene ayrılmasaydım şimdi işsiz kalmak yerine direktör olmuştum. Beş sene önce burun kıvırmasaydım şu an kendi stüdyomun sahibiydim. Onunla arkadaş olmasaydık bunlar başıma gelmeyecekti. Yağmur yağmasaydı yolları su basmayacaktı.

Kendi hikayelerimizi yazmakta uzmanlaşıyoruz. Çocukken yarattığımız hayal dünyalarının masumiyetini bir kenara bırakıyor ve dış dünyanın etkisi ile kendimizi mutsuz edecek hikayeleri yazıyoruz. Olayları, insanları ve ilişkileri kendi bakış açımıza göre tanımladıkça, anlamaya çalıştıkça bu hikayeler bizi mutsuz etmeye de devam ediyor. En fenası da bu hikayelerden vazgeçmiyor, onlara sıkı sıkı tutunuyoruz.

Eskiden her şey ne kadar iyiydi, yaşamım ne kadar harikaydı, yaşım gençti, sağlığım müthişti. Şimdi her şey elimden kayıp gidiyor sanki. Keşke böyle yapsaydım, keşke böyle söyleseydim diyerek hikayeleri dallandırıp budaklandırmaktan başka, gerçeği görmemize engel olmaktan başka bir işe yaramadığını ne zaman anlayacağız? Bırakmayı öğreniyorum ! Zaman verin bana, emin olun bırakacağım.

Kendime kızmaktan yorulduğumda, geceleri uykusuzluk nöbetlerimden güçsüz düştüğümde, yaşamın değiştiğini kabullendiğimde bırakmayı öğrenmem gerektiğini tekrar tekrar hatırlayacağım.

Çocukken büyümek istedik, ergenlikte değişip gelişmek istedik, okulda okurken mezun olmak istedik, saçlarımız kısayken uzasın istedik, kış mevsimindeyken yaz gelsin istedik… Yaşam değişiyor, sen değişiyorsun, ben değişiyorum. Beraber bırakmayı öğreniyoruz.

Sevdiğin birinden veya bir şeyden vazgeçebilir misin? Seni karartmasına ve sana zarar vermesine rağmen onu bırakıp gidebilir misin? Belkide sigaradan vazgeçemeyişim bu yüzden. Yoga eğitmeni olup öğrencilerime sağlıkla ilgili nutuklar vereceğime içtiğim sigara elektronik bile olsa, onu sevmeme rağmen ondan vazgeçemeyişimin sebebi nedir?

Bağlarımdan kurtulmayı, bırakmayı öğreniyorum !

Daha iyisi olsun, huzur bulayım, parlayayım diyorsun ya; artık beni karanlıklara gömüyor, beni mutsuz ediyor diyorsun ya işte bu yüzden bırak. Allah, evren, yaradan neye inanıyorsan bilki sana daha iyisi verilecek ama senin bırakman lazım.

Şems’i Tebrizi ‘Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme.  Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?’

Bağlarını kesmek artık umursamıyor olduğun, kalpsiz olduğun veya kapıları kapattığın anlamına gelmiyor. Artık sen kendine alan yaratıyorsun. Kalbinin sağlığını öncelik sırasına yerleştiriyor, seni mutsuz, sevgisiz, acılarla bırakandan uzaklaşıyorsun.

Yaşam keşkelerle geçirilmeyecek kadar kısa. 

Yeni bir ev döşemek istiyorsun. O zaman neden halen eski eşyaları istiflemiş şekilde evin içinde tutuyorsun? Sen alan yaratmazsan o evi nasıl döşeyebilirsin ki?

Yavaşça bırakmayı öğreniyorum. Bir şeye ihtiyacı olduğunda arayan, maddesel olanı ön planda tutan, ihtiyacın olduğunda etrafta olmayanla arkadaşlıklarımı bitirmemin sorun olmadığını öğreniyorum.

Beni üzen, beni ben olarak sevmemiş olan tüm ilişkilerimden uzaklaşmanın problem yaratmadığını öğreniyorum.

Mükemmel olmak zorunda olmadığımı anlamanın sıkıntı yaratmadığını fark ediyorum. Emeklerimin karşılığını alamadığım, hırslarımın içinde boğulduğum işlerin benin gerçeğimle ilgisi olmadığını görüyorum. Sevmediğim ve sadece kendimi ispatlamak için yaptıklarımdan vazgeçerek sevdiklerime kavuştuğumu ve asıl başarıyı mutlulukla gerçekleştirdiğimi keşfediyorum.

Geçmişi hatırlamanın zararsız olduğunu, asıl odağımın şimdide olmasının beni yücelttiğini öğreniyorum.

Geçmişimin beni şekillendirdiğini, fakat geleceğimi kontrol etmesinin gereksizliğini çünkü keşkeler demek yerine inanmayı öğreniyorum.

loading...

Yorumlarınız için: